13 Mayıs 2010 Perşembe

İnşallah derse yakaran , inşa eder Yaradan


Dua etmeye değişik bir bakış açısı getirmişler . Çok güzel ... (Arda)


" İnşallah derse yakaran , inşa eder Yaradan "

Benimle olduğunu zannettiklerim benden izin almadılar ki hayatıma girerken izin alarak çıksınlar . İzin alarak sahiplenmedim ki izin vererek bırakayım . Kıtlıktan çıkmış ırgat gibi saldırırken tarlaya düşünmeliydim . Bunların bir sahibi olacaktı aslında . Gelip el koyacaktı tarlasına . Ta ki ben kim olduğumu hatırlayayım . Ve böylece tarladan çıkıp kalakalınca ortada . Aslıma dönüp kendime geldim haddimi bildim . Her olayın merkezi sandım kendimi başrol oynadığıma kandığımdan beri. İşsiz güçsüz bir ırgattan pek de farklı değilmişim meğer . Gözümde büyütüp kendimi işe yarar bildiğim ben o ahmak adamın yaptığını yapmışım yıllarca : Hani gemiye binmiş yüküyle de yol boyunca sırtından indirmemiş .. Dert edindiklerim , yük bildiklerim bırakıversem kendi hallerine gideceklermiş. Sahiplenmeseymişim onları , sadece "emanet bırakıldıklarını" hatırlasaymışım , bu kadar yükün altında ezilmeyecekmişim.

Bunca şeyi anlayınca , " inşallah" çoktan dilimin en zarif duası oldu . Yeniden kabul edilmenin beklentisiyle "inşallah" derken içten içe , ne  sunulan tarlalara baktım ne de başka bir şeye . Zaten iyisinden bir tevekkül borçluyum Rabbime . Sen de yeter ki onu an , çünkü "İnşallah" derse yakaran inşa eder Yaradan…..

12 Mayıs 2010 Çarşamba

FIRTINADA UYUYABİLİR MİSİN ?

Çok güzel bir hikaye;Ne mutlu uygulayabilene…

Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik  satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu.  Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde  çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce  çalışmaktan vaz geçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi  olur diyorlardı.
 
Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın  haline bakıp 'çiftlik işlerinden anlar mısın?' diye sormadan edemedi  çiflik sahibi. 'Sayılır' dedi adam, 'fırtına çıktığında uyuyabilirim'.  Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boşverip çaresiz adamı işe aldı.  Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü  de görünce içi rahatladı. Ta ki o fırtınaya kadar:
 
Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina çatırdıyordu. Yatağından fırladı, adamın odasına koştu: 'Kalk, kalk! Fırtına çıktı. Herşeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım.' Adam  yatağından bile doğrulmadan mırıldandı: 'Boşverin efendim, gidin  yatın. İşe girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim  ya.' Çiftçi adamın rahatlığına çıldırmıştı. Ertesi sabah ilk işi onu  kovmak olacaktı, ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu.
 
Dışarı çıktı, saman balyalarına koştu: A-aa! Saman balyaları  birleştirilmiş, üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca bağlanmıştı. Ahıra koştu. İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı
desteklenmişti. Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamamı  kapatılmıştı. Çiftçi rahatlamış bir halde odasına döndü, yatağına  yattı. Fırtına uğuldamaya devam ediyordu. Gülümsedi ve gözlerini
kapatırken mırıldandı: 'Fırtına çıktığında uyuyabilirim'
 
Sıkıntılara zihnen (bilgi, plan), mânen, maddeten (tedbir)  hazırsanız, fırtına çıktığında uyuyabilirsiniz. Hayatınız boyunca.
    

KIZGINLIKLA KARAR ALMAYIN,
MUTLULUKTAN UÇTUĞUNUZDA SÖZ VERMEYİN.
İKİSİ DE SARHOŞLUK ÂNIDIR,
AKIL BAŞTA DEĞİLDİR.

FİLMAJANDA-------İngiliz Hasta - The English Patient (1996)

İngiliz Hasta, 1992'de yayımlanmış olan Michael Ondaatje romanından uyarlanmış Oskar ödüllü bir film. Ayrıca romanı da ilgi çekici kurgusundan dolayı Kanada'da devlet tarafından verilen önemli ödüller kazanmıştır. Film ise 1996 yılında vizyona girmiştir. Filmin yönetmenliğini Anthony Minghella yapmıştır. Film 1996 yılında en iyi film de dahil olmak üzere 9 dalda Oskar ödülü kazanmıştır. Ek olarak, romanın yazarı Ondaatje de film yapımcıları ve senaristler ile birlikte çalışmış ve filmin romandan uyarlanma aşamasında önemli katkılarda bulunmuştur.

Film, II. Dünya Savaşı İtalya'sından Kuzey Afrika'nın savaş öncesi çöllerine kadar aşk, benlik ve savaşın öyküsünü anlatıyor.


Minghelle, film boyunca aşkın farklı türlerini getiriyor karşımıza; Hana'nın hastasına duyduğu şefkat, Kip ile yaşadığı yoğun aşk, Almasy ile Katherine'in ilişkisi ve Almasy'nin milliyetçi tutkular yüzünden mahvedilen çöle duyduğu sevgi...
Tüm bu farklı hikayeleri başarılı senaryo geçişleri ile gerçekleştiren film, yönetmen Anthony Minghelle ile Juliette Binoche'un ilk ortak çalışması.


Oyuncular
Ralph Fiennes , Juliette Binoche , William Dafoe , Neaveen Andrews , Kristin Scott Thomas , Naveen Andrews , Colin Firth , Julian Wadham , Jürgen Prochnow


Ödülleri

1997 Oskar Ödülleri

  • Ödül, En İyi Film
  • Ödül, En İyi Yarımcı Kadın Oyuncu : Juliette Binoche
  • Ödül, En İyi Sanat Yönetmeni :(Stuart Craig and Stephanie McMillan)
  • Ödül, En İyi Sinematografi (John Seale)
  • Ödül, En İyi Kostüm : (Ann Roth)
  • Ödül, En İyi Yönetmen :(Anthony Minghella)
  • Ödül, En İyi Film Montajı :(Walter Murch)
  • Ödül, En İyi Müzik: (Gabriel Yared)
  • Ödül, En İyi Ses :(Walter Murch, Mark Berger, David Parker, and Christopher Newman)

 

Altın Küre(A.B.D)

  • Ödül, En İyi Film - Dram
  • Ödül, En İyi Original Score - Motion Picture (Gabriel Yared)

1997 Bafta Awards, UK

  • Ödül, En İyi Film
  • Ödül, En İyi Sinematografi (John Seale)
  • Ödül, En İyi Montaj (Walter Murch)
  • Ödül, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:(Juliette Binoche)
  • Ödül, En İyi Uyarlama - (Anthony Minghella)
  • Ödül, En İyi Muzik (Gabriel Yared)

11 Mayıs 2010 Salı

İKİ ŞEY


İki şey 'Kalitesiz İnsan'ın özelliğidir:
1- Şikayetçilik
2- Dedikodu
 
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek
 
İki şey yanlış yapmanı engeller:
1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgeçinden geçirmek
2- Hak yememek
 
İki şey kişiyi gözden düşürür :
1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)
 
İki şey insanı 'Nitelikli İnsan' yapar:
1- İradeye hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak

İki şey 'Ekstra Değer' katar:
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
 
İki şey geri bırakır:
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik
 
İki şey kaşif yapar:
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik
 
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1- Baskın  yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak
 
İki şey başarının sırrıdır:
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek
 
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık
 
İki şey milyonlarca insandan ayırır:
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek
 
İki şey gelişmeyi engeller:
1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat)
2- Felakete odaklanmış olmak
 
İki şey çözüm getirir:
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükut (susmak)
 
İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1- Anne
2- Baba
 
İki şey geri alınmaz:
1- Geçen zaman
2- Söylenen söz
 
İki şey ulaşmaya değerdir:
1- Sevgi
2- Bilgi
 
İki şey "hayatta önemli olan her şey" içindir:
1- Nefes alabilmek
2- Nefes verebilmek

10 Mayıs 2010 Pazartesi

KAVAK--- MUTLU YILLAR SANA KAVAK AĞACI


01 MAYIS  - 14  MAYIS         KAVAK--- MUTLU YILLAR SANA KAVAK AĞACI

KAVAK : ( TATMİNSİZ ) Fazla kendine güvenmeyen, sadece gerektiği zaman cesaretli olan biridir. Arkasının güçlü olmasını ve sıkı insanlarla muhatap olmasını sever. Çok seçicidir. Genellikle yalnızdır. Artistik bir doğası vardır. Kin tutar. İyi bir organizatördür. Felsefik takılmayı sever. Ama her durumda ona güvenilebilen biridir. İlişkilerini de çok önemser.