21 Haziran 2011 Salı

Can Yücel ne güzel özetlemiş 1 günü:))


Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin….
Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin...
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin...
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı o lsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin..
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine,
seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla,köpek görürsen okşa,
çocuk görürsen yanağından makas al.
Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı,
sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı,
hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun..
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,
vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbetin yemeğin, kahkahan  olsun..
Arkadaşım,
hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!


Can Yücel

16 Haziran 2011 Perşembe

İşte size, bir milliyetçi...

MİLLİYETÇİLİK nedir?
Milliyetçilik, ırkçılık değildir. Milliyetçilik, kafatasçılık değildir. Milliyetçilik, kendi milletini başka milletlerden üstün saymak değildir. Nasıl bir Fransız Fransız olduğunu, bir Alman Alman olduğunu, bir Japon Japon olduğunu çekinmeden söylüyorsa, "Ben Türküm!" demenin de çekinilecek bir yanı yoktur.
"Milliyetçilik" birtakım boş laflarla, boş sloganlarla başkalarını küçük gören, aşağılayan bir tavır değildir. "Altaylardan attığımız ok Alpleri geçti!" diye kuru böbürlenme ya da "Türk olmasa tarihe yazılacak ne vardı?" gibi cilalı laflar artık unutulmuştur; çok şükür ki unutulmuştur.
* * *
"MİLLİYETÇİ", ülkesine yararlı olan insandır, hangi işi yaparsa yapsın, yeter ki ülkesinin kalkınması için çalışsın...
* * *
KİMDİR "milliyetçi" ya da nedir "milliyetçilik?"
"Ülkemizde üretilen petrol ve doğalgazın bir kısmının ülke gereksinimi için ayrılması ulusal çıkarlar yönünden önemlidir" diyen milliyetçidir.
* * *
KIBRIS harekâtı sırasında uçaklarda yakıt sıkıntısı çekildiği örneğini vererek, "Stratejik anlamı bu kadar yüksek olan petrolün tümüyle dışsatım konusu yapılabilmesini olanaklı kılan düzenlemelerin ulusal güvenlik yönünden risk taşıdığı ortadadır" diyen milliyetçidir.
* * *
"ÜLKE gereksinimi için pay ayrılma zorunluğunun getirilmemesi, ülkeyi tümüyle uluslararası şirketlerin ya da yabancı devletlerin kararına bırakmak anlamına gelir ki, bu durumu ulusal güvenlikle ulusal çıkarlarla ve kamu yararıyla bağdaştırmak olanaksızdır" diyen milliyetçidir.
* * *
"YURTİÇİ tüketimi karşılamakta yetersiz olan az sayıdaki kaynaktan elde edilen petrol ve doğalgazın tümünün yurtdışına satışına olanak tanınarak daha sonra ülke gereksiniminin tümünün dışalımla karşılanmasının ulusal gelire ve ülkemizin uluslararası kriz dönemlerindeki enerji gereksiniminin giderilmesine olumsuz etki yapacağı açıktır" diyen milliyetçidir.
* * *
"PETROL ve doğalgaz üretiminden alınan devlet payının yarısının işletme ruhsatının bulunduğu ilin özel idaresine özgülenmesi, doğal kaynaklar üzerindeki bölgecilik akımlarını besleyecek ve tekil devlet yapısına zarar verecektir" diyen milliyetçidir.
* * *
BUNLARI söyleyen de Sayın Cumhurbaşkanı Sezer'dir.
Bu hükümetin hazırladığı petrol yasasını geri gönderirken bu gerekçeleri belirtmiştir.
İşte, bize göre, milliyetçilik budur, başkalarının milliyetçilik görüşü de değişik olabilir. Milliyetçilik, emperyalizme karşı durmaktır, tavır koymaktır.
Kimse kimseden daha fazla milliyetçi değildir.

Hasan Pulur – 12/02/2007

15 Haziran 2011 Çarşamba

Moshe Abudaram’dan 10 Altın Anahtar

1- Nefes alın. Ne zaman sıkılırsanız, farkında olun ve nefes alın. Nefes ruhunuzun beden ile bağıdır. Bu bağlantınız hep yerinde olsun.

2- Su için. Vücudunuzda su yoksa ruhunuzun ikamet ettiği beden ne görevlerini ne de sizin arzularınızı gerçekleştirebilir.

3- Endişeye değil, neşeye odaklanın. Ancak neşe karşınızdaki kapalı kapıları açan anahtardır. İçinizden gelmiyorsa bile, gülün, kahkaha atın, frekansınızı değiştirin. İçinizden gelmese de radyonun kanalını değiştirin.

4- Yarının problemlerini bugünün enerjisi ile çözemezsiniz. Size bugün için gerekli tüm güç verildi. Ve yarın, yarın için gerekenler verilecek. Taşıyamayacağınız hiçbir yük size verilmez. Kendinize güvenin.

5- Kendi anne babamızı biz seçtik. Onlara gereken saygıyı gösterin. Ne olursa olsun. Kızsanız da, darılsanız da, üzülseniz de, saygı gösterin. Bazen saygı sevgiden de önemli olabilir.

6- Çocuklarınız size ait değiller. Onlara hak ettikleri gibi, bağımsız ve özgür varlıklar olarak gerekli sevgi ve saygıyı gösterin. Ve bilin ki onlar sizi seçti, sizin kendi anne babalarınızı seçtiğiniz gibi. Yaşamak için geldikleri bir yol. Onlar için bir şey yapmak istiyorsanız bu yolu yürümeleri için onlara destek olun.

7- Ruhunuzun ölümsüz olduğunun farkında olun. Hep vardınız ve hep var olacaksınız.

8- Ben akşamdan ertesi sabah 6’da uyanmayı kendime vaat edersem, bu olur. Peki, sözleriniz ile siz her gün, her an ne vaat ediyorsunuz? Kelimeleriniz ile kendinize, öldün diyerek, dizlerim bitti diyerek, bu iş beni hasta etti, diyerek gerçekleşerek kehanetler yaratmayın. Güçlüsünüz, insansınız, başarırsınız.

9- Yapın. Yapmadıklarınıza pişmanlıklarınız her zaman daha çok olur. Yüreğiniz derinliklerin bir dilek olarak geliyorsa ve size neşe veriyorsa, durmayın yapın.

10- Bilmek istediklerinizi sorun. Soru varsa, cevap mutlaka gelecektir. Her zaman ilk gelen cevap en doğrusudur.

28 Mayıs 2011 Cumartesi

HAYAT NEYE DEĞMEZ !!!!!

Hayat çetele tutmak değildir.
Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, kiminle evli olduğun demek de değildir.
Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın veya kimlerin seni sevdiği de değildir.
Hayat ayakkabıların, saçın, derinin rengi, nerede yaşadığın
veya hangi okula gittiğin de değildir.
Aslında hayat, notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da, çalıştığın işler de değildir.
Hayat çok arkadaş sahibi olmak ya da yalnız olmak,
kabul görmek ya da görmemek de değildir.
Hayat bunlar degildir.
Hayat;
kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir.
Güven, mutluluk ve şefkattir.
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
Hayat;
kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
Neler söylediğin ve ne demek istediğindir,
söylediklerinin arkasında durmandır.
İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini, olduğu gibi görmektir.
Her şeyden önemlisi; hayatını,
başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.
İşte hayat,
bu seçimlerden ibarettir.
Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev, hayattır.
Bir lokma ekmek için şerefini çiğnetmeye,
bir anlık eğlence için servetini tüketmeye,
bir zamanlık mevkii için el ayak öpmeye, insanları ezip geçmeye,
günlük menfaatlar için onurunu terk etmeye,
bir kısım insanlara kızıp tüm insanlara düşman olmaya
değmez bu hayat...

(E-postalardan...  Anonim)

19 Mayıs 2011 Perşembe

Anadolu İmecesi


İlk buyruğum şu olacak:
«Durgun yaşayışından halk
Uyanmalı, birden bire kalkmalı
Bir köprüdür bu savaş:
Ölümle hayat arasında
Geçemezsek yok bilin
Evlerinizi, köylerinizi, çarşılarınızı Mutluluk, nisan ekimi, alışveriş
Sevişmek buğday yatağı gecelerde
Yok çalışmak ekeneklerde insanca,
Ve bilin ulusça adınız yok.»
İlk buyruğum şu olacak:
«Neyiniz varsa ortaya koymak
Ben ilkönce canımı koyuyorum
Yaşamaya borcum
Ve üflüyorum vatandaşlık alevini
Zor yanan ilkönce
Yüzyıllar söndürmüşse
El birliğiyle yakılacak.
Ve başlayan vatandaş savaşıdır
Dağı delip düze çıkaracağım sizi
Verirseniz, mallarınızdan, canlarınızdan
Kurtarıp yurt sevgi !...»
Veriyoruz Paşam, ben Nevşehir köylerinden
Gelme bir çarığım, giysin beni piyade
O giydikçe ısınır toprak, ayaklarım üşümez
Al benim son çarığımı.         .
Ben Mucur'lu bir çorabım beni kızlar ördü
Dut ağaçları altında, kırmızı dut yiyerek
Kırmızıdır nakışı!
Arasına. bahçelerden bir gül koydum
Giysin beni topçu neferi
Kış gelende ayakları donmasın
Güllerine kuytu bahçelerimizin
Aman paşam bir şey olmasın
Çıkardın gömleğimi veriyorum
Kılıç çalsın giyende süvariler
Yaz sıcağında ağustos güneşinin ellerinden
Terlerini alsın.
Biz küçük dükkancıları kasabaların
Tezgahlarımızda yünlü, tiftik, pamuklu
Patiskalar gıcır gıcır ak
Hepsi buyruğunda olacak.
Aksaray'dan ben semerci İbrahim Kolanlar ve yem torbaları
Bir de ışı! ışıl nallar benden
Ben yaşlıyım... artık ata binemem:
Donatarak şahbaz atı
Ben olayım önde giden
Yirmi bir yaş mızrağında
Süvari alayının.
Biz Niğde ovasının. buğdayları
Biz, esintili arpa tarlası Sungurlu' da
Biz, Havza değirmenlerinin unu
Biz, Çankırı'nın bulguru
Biz nohut, biz mercimek
Bekliyoruz kara\'anaya girecek
Yaralı ellerinde bir tahta kaşık
Siperlerde askerler yiyecek.
Şekerimiz bir topak, veriyoruz
Yemeyiveririz.
Tuzumuz bir tutam, veriyoruz,

Tuz ekmeyiz, aşımıza.
Bir avuç pirincimiz, veriyoruz
Saklamış  düğüne
Davarların sütüne,
Yaylayı katan yağ
Çorbalarımızda az,
Veriyoruz, veriyoruz:
Asker çorbasız olmaz
Zor  bulduk gazımız az
Geceleri o dağlık tepelik haritalara
Lambasız bakılmaz.
Veriyoruz gaz yağını.
Ve yoksul gecelerin mumlarını
Dikiyoruz istasyonları
Askerler geçip gidecek trenlerde
Demiryolları ışıksız olmaz.
Tüfekler, filintalar, mavzerler
Baba yadigarı tabanca
İşte hepsi ortada
Üst üste atıyoruz
Bir mermidir bu toprak kavgasında
Boşaltmayı düşünürdük
Namlusundan çekip aldık
Veriyoruz ordumuza.
Biz Amasya çarşısının demircileri
Biz Kastamonu’lu  yaşlı hızarcılar
Dökümcüler sanatı babadan öğrenmiş
Biz çeliği düzleyenler, tesviyeci
Kılıçlara su verenler Tanrı aşkına
Gülle döken toplara dağ başlarında
Biz dikenler tüfeklerin kayışını
Bizler Geyveli üç kardeş, saraçlar
Bizler Bursalı arabacı esnafı,
Tekerleri mavi otla boyayanlar
Koşu tuttu mu arabalar Orhan Gazi yollarında
Kız seyrine dalar gibi keyfedenler.
Biz ustalar, biz kalfalar, biz çıraklar
Hepimiz hazırız paşam selam olsun
Erzurum çarşısı, Kayseri çarşısı, Maraş çarşısı
Çekiç seslerinden inler karşısı
Başlar demiri, köseleyi eğitmeye ellerimiz
Biz biliriz yaşamanın kadrini insanca
Var olmayı vatanca dokumayı biliriz:
Namuslu ellerimizle…

Ceyhun Atuf KANSU